Siparis Telefon:


0 216 671 98 99 / 0530 498 56 56

ALIŞVERİŞ SEPETİ
0 ürün var.
 

İŞ İNGİLİZCENİZİ GELİŞTİRİN

 

İŞ İNGİLİZCENİZİ GELİŞTİRİN 

1-) bring to the table - whatever you can possibly offer the table

Kelime anlamı: Masaya getirmek

Kullanıldığı anlam: Elinden gelen ne varsa ortaya koymak

Example: “I will meet with Teacher Joe’s new company to show him what we can bring to the table.”

Örnek: “Öğretmen Joe’nun yeni arkadaşıyla buluşup ona neler sunabileceğimizi göstereceğim.”

2-) carve out a niche - find a special market that you can control

Kelime anlamı: Bir niş ortaya çıkarmak

Kullanıldığı anlam: Bir niş alan yaratmak

Example: “To succeed in this competitive world, you have to focus on part of it. Try to carve out a niche and be number one in that area.”

Örnek: “Bu rekabetçi dünyada sadece bir bölüme odaklanmalısın. Bir niş alan bulup o alanda bir numara olmaya gayret etmelisin.”

3-) deep pockets - have a lot of money

Kelime anlamı: Derin cepler

Kullanıldığı anlam: Çok parası olmak

Example: “If there is a price war, we won’t win because we don’t have deep enough pockets.”

Örnek: “Eğer fiyatlarda bir yarışa girersek biz kazanamayız zira yeteri kadar paramız yok.”

4-) down time - when equipment of facilities are not available, so you cannot work

Kelime anlamı: Düşük (verimsiz) zaman

Kullanıldığı anlam: Ekipmanlar hazır olmadığında verimsiz geçen zaman

Example: “There will probably be a lot of down time at the conference, so I’m bringing a lot of paperwork.”

Örnek: “Muhtemelen konferansta epey boş geçen zaman olacağından ben yanımda epey çalışacağım kağıt götürüyorum.”

5-)(draw) a line in the sand - make final conditions that cannot be changed

Kelime anlamı: Kumda bir hat çizmek

Kullanıldığı anlam: Bir daha değiştirilemeyecek şartlar meydana getirmek

Example: “We have to draw a line in the sand so they will see that this is really our final offer”

Örnek: “Kesin sınırı ortaya koymalıyız ki onlar da bunun bizim son teklifimiz olduğunu görsünler.”

 


Facebook'ta Payla